Cemil Meriç'ten
Şöhreti fethe koşan
bir aydınlar ordusu. Kimi yarı yolda kalacak, kimi yol değiştirecektir bu
akıncıların. Belki hiçbiri varamayacaktır hedefe. Genç düşünce, dergilerde kanat
çırpar. Yasak bölge tanımayan bir tacessüs; tanımayan, daha doğrusu tanımak
istemeyen. En çatık kaşlılarında bile insanı gülümseten bir 'itimat-ı nefs',
dünyanın kendisiyle başladığını vehmeden bir saffet var. Tomurcukların vaitkar
gururu.
Bir şehrin iç
sokakları gibi mahrem ve samimidirler. Devrin çehresini makyajsız olarak onlarda
bulursunuz. Müzeden çok antikacı dükkanı, muhmel ve derbeder.
Kitap, istikbale yollanan
mektup...smokin giyen heyecan, mumyalanan tefekkür. Kitap ve gazete...biri zamanın
dışındadır, öteki 'an'ın kendisi. Kitap, beraber yaşar sizinle, beraber büyür.
Gazete, okununca biter.
Kitap fazla ciddi, gazete
fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir
tefekkür. Kitap çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekalar topluluğunun. Bir neslin
vasiyetnamesidir, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet
veya intihar.
Bizde çok hazin bir kaderi var dergilerin; çoğu bir mevsim yaşar,
çiçekler gibi. En talihlileri bir nesle seslenir. Eski dergiler, ziyaretçisi kalmayan
bir mezarlık. Anahtarı kaybolmuş bir çekmece. Sayfalarına hangi hatıralar sinmiş,
hangi ümitler, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok. |