son yaprak
Muammer Yorulmaz
Gün Akşamsızdır, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun 'Acı Deniz' ve 'Sözün ve
Sükutun Renkleri' isimli kitaplarından sonraki üçüncü öykü kitabı.
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu kitabını, "Devirler değişir; devirlerle birlikte
doğan günün ve batan günün anlamı da. Esen rüzgardan, börtü böceğin kanat
sesinden kainatın dilini sökenler, bir uzak zaman yolcusudur; zihnimizde silik izi
kalmış olan. Çelebi kimbilir hangi duygularla 'Gün akşamlıdır devletlüm; dün
doğduk, yarın öleceğiz' der. Günün akşamlı olduğunu bilmek, sükût ve sükûn
içindeki bir akışın temposunu ayarlar. Gün akşamlıdır ve her gecenin bir sabahı
vardır. Günün ayarı, güneşin elinden alınıp mesai saatlerinin hizmetine
verildiğindendir belki, şimdi bütün günler akşamsızdır.
Kesintisiz bir zamanın içine hapsolmuşlar için her şey şimdiki zaman hükmünde
geçip gitmekte." satırlarıyla sunuyor okuyucuya.
Kitaptaki tüm öyküler, bitimsiz bir biçimde şimdiki zamanı yaşayanların
serüvenini yansıtıyor. Mesela; Swan Sevenler Derneği:
Eşine gösteremediği tüm ilgiyi Swan marka arabasına gösteren, eşinden çok daha
fazla arabasıyla birlikte olan bir karakterin yaşamı konu ediliyor. Hikayenin
kahramanı bir gün arabasını satmaya karar verir ve gazeteye ilan verir. Arabayı
satın almak için arayanların, arabasına iyi bakıp bakmayacaklarını, rengini
beğenip beğenmeyeceklerini soran, hatta arayanlara 'eşiniz başka bir marka istiyorsa
bu konuşmayı yapılmamış kabul edelim' deyip telefonu kapatan kahraman, sonunda da
arabasını satmaktan vazgeçer...
Kitaptaki öyküler arasında biri var ki; öykülerin tümünü bir kenara bırakarak
sadece ona yönelmeniz halinde bile büyük verimler elde etmiş olursunuz: Sevilmek
İçin Randevu Alan Çocuk.
"İşin bitince beni sever misin anne?" İşte sadece bu cümle bile, kitaptaki
günü akşamsız olanların durumunu, annesi tarafından sevilmeyi bekleyen bir çocuğun
ağzından okuyucuya veriyor.
Kitap; 'günün ayarını, güneşin elinden alıp mesai saatlerinin hizmetine verenlerin'
değişik versiyonlarını barındıran öyküleri okuyucuya sunuyor.
Öyküler genelde aynı temada birleştiği için, okuyucu zaman zaman sıkılabilir.
Fakat bir bütünlük oluşturması ve kitap bittiği zaman geriye kalanların önemli
fikirler vermesi, bu sıkıcılığı ortadan kaldıracak yegane faktördür diye
düşünüyorum.
Yazarın yansıttığı 'günü akşamsız' olanların durumunu gördükten sonra, ilk
gördüğünüz çocuğu kucaklayıp sevebilir, hayatınızdaki büyük ayrıntıları bir
kenara bırakıp, hayatınızda yeri olmayan ama olması gereken yeni ufuklara doğru
yelken açabilirsiniz.
|
|